2 Ocak 2015 Cuma

İstanbul'da depremde en güvenli bölgeler hangileri olacaktır.

Beklenen deprem Adalar fayındaki kırılmadan olacak diye öngörülüyor. Yeni araştırmalar faydaki gerilimin %50'ye yakınının zamanla hafif depremlerle boşaldığını gösteriyor ama istatistik de çok yıkıcı bir depremin önümüzdeki yakın zamanda olacağını gösteriyor. Yani her ne kadar Anadolu plakası son 500 yılda gitmesi gereken yolun yarısını gitmiş görünse de diğer yarısı yıkıcı bir depreme sebep olabilir. Bu fay Google Earth'de de görebileceğiniz Marmara denizinin kuzeyindeki koyu kısım oluyor. 

Deprem

Fayın sıkıştığı kısım Adalar'dan başlıyor, Avcılar'a kadar uzanıyor. Önümüzdeki depremde de Adalar'ın karşısına gelen Maltepe'den fayın İstanbul'dan uzaklaşmaya başladığı Avcılar arasında sahil kesiminin en büyük hasarı alması bekleniyor. İstanbul'un batısı çoğu TOKİ yapımı olan ve sözde TDY 2002 ve 2007'ye uygun yapılmış yapılarla dolu ki bir tanesi 4 sene kadar önce büzüşmeden, deprem ya da kullanım olmadan boş haldeyken çökmüştü. TOKİ'nin yaptığı değil Torunlar inşaatı gibi bulaştığı hiçbir inşaat doğru dürüst kontrol edilmiyor, nitekim o durumlarda devlet hem tasarımcı hem müteahhit hem de kontrolör durumunda oluyor. Bir de devletin yine kendi kontrolü altında yaptığı dolgu alanlar ve üzerlerine yapılan inşaatlar var. Bir müteahhidin kendi kontrolörlüğünü üstlendiği hiçbir şantiyede sahtekarlık ihtimali gözardı edilemez. Hal böyleyken TOKİ'nin bulaştığı tüm yeni yapılar depremde yıkılmaya namzet oluyor. Zaten dolgu alanların üstüne yapılan yapılarda da eğer yapının depreme dayanıklı olmasını istersek kazıklı temeller yapıp o kazıkları da mümkün mertebe kayaya soketlemeliyiz. Kumda vb sürtünme kazıklarıyla da işi çözebilirsiniz, sonuçta Allah'ın kumu, kimse sahtekarlıklarla oraya yığmamış, nispeten homojen bir yapıyla karşılaşırsınız ama TOKİ dolguları çöken duble yollardan sağlam olacak değil. Benzer durum Anadolu yakasındaki Kadıköy - Maltepe arasında da söz konusu. Dolgu olmayan alanlarda TOKİ ya da hükumete yakın çevrelerin bulaşmadığı yapılar bence en sağlam yapılar olacaktır. Yine de faydan ne kadar uzaklaşılırsa depremin etkisi de o kadar azalacaktır. Tepeler tepelerin depremin enerjisini emme özelliklerinden dolayı nispeten sağlam olacaktır. Tepe enerji emer mi ki diyeceksiniz, emer de asıl etkisi yüksekliğin dolayısıyla yapının tepenin eteğinden itibaren daha uzun bir doğal periyoda sahip olması olacaktır. Tepeler nispeten güvenli ama asıl güvenli olan kısım, Sarıyer, Göktürk, Zekeriyaköy gibi İstanbul'un kuzeyindeki yeni yapılanmalar olacaktır.

1 Ocak 2015 Perşembe

Sünek ve gevrek malzeme nedir?

Beton gevrektir esnemeden kırılır, onu sünek hale getirmek için çelik kullanılır. Çelik sünektir, kırılmadan önce büyük miktarda süner.

Bu durum gerilme/uzama eğrilerinde gözlemlenir. Süneklik çekme kuvvetleri altında kırılmaya kadar olan elastik ve plastik deformasyon bölgelerini ifade eder. Aşağıda çeliğin gerilme/deformasyon eğrisini görüyorsunuz. Plastik deformasyon bölgesi oldukça uzun. Çelik sünek bir malzemedir. 

Malzeme Analizi

Buna karşılık betonun aynı eğrisine bakarsak

Malzeme Analizi

yukarıda yataya yakın görünen plastik deformasyon bölgesi ve yüksek açıyla çıkan elastik deformasyon bölgesinin toplamı nispeten kısadır. Bu malzeme aşikar bir şekilde gevrektir.

Bir de iki eğrinin idealize edilmiş şekillerini üst üste görelim.


Abartılı bir şekilde gevrek malzeme 1mm/mm uzamışsa sünek malzeme 20mm/mm uzamış görünüyor. Gevrek malzemenin plastik deformasyon sınırı sünek malzemeye göre daha büyük bir gerilmeye tekabül ediyor ama ufak bir performans artışından sonra gevrek malzeme kırılırken sünek malzeme sündükçe sünüyor.

Tarafsız Siyaset Eleştirmeni Olur mu?

Tarafsız siyasi eleştirmen olmaz. Kişi siyaseti eleştirecek kadar bilgiliyse mutlaka bir tarafa da meyilli olur. Zaten bu tarafsızlık merakını da anlamıyorum. Bir demokraside yaşayan her seçmen taraf tutmalıdır. Yoksa herkesin geçersiz oy vermesi gerekir. Taraf olmazsa demokrasi de olmaz. Taraflar olmazsa polemik olmaz, polemik olmazsa gündemde olması, tartışılması gereken konular hiçbir zaman tartışılmaz ve çözülmezler. Demokratik bir ülkede köşe yazarları sesi çıkmayanların sesi olmak zorundadır. Politikayı etkileyecek, ona yön verecek yazılar yazmalılardır. Basın normal olarak demokrasiyi kontrol eden organ olmalıdır ki bunu da zaten ülkemizdeki iktidar partisi de gayet iyi bilerek basını boyunduruğu altına almıştır... .

Aşkın Evreleri

Tabii ki aşkın evreleri de giriş, gelişme ve sonuçtur. Giriş bölümünde gözünüz hiçbir şeyi görmez, benim olsun, benim olsun düşünceleri içinizi kemirir. Gelişme bölümünde mutlusunuzdur ve sahip olduğunuz ilişki sizi her açıdan tatmin eder. Sonuç bölümünde aşk azalmaya, ilişkinin çarpıklıkları, uyumsuzluklar otaya çıkmaya başlar. Bu evreye kadar bir çocuk yapmış ya da evlenmişseniz çok mutlu olmasanız da ilişkiyi bir süre götürürsünüz. Eğer çocuk ya da evlilik olmamışsa karşılıklı tahammülsüzlüklerle ilişki törpülenir ve biter. Evrelerin uzunluğu her çifte göre değişir. Çok dindar insanların ikinci evreye geçebilmesi bir askerlik boyu bile sürebilir. İkinci evrenin uzunluğu da saatlerden yıllara kadar değişebilir. Hatta bu evrenin tadı bir ömür boyu bile kalabilir damakta. Üçüncü evre de gerçekten tahmini bir uzunluk verilebilecek bir evre değildir. Kimileri yıllarca boşanmaya uğraşır, kimi alır ceketini gider, uğraşı avukat verir. Kimi aile terapistiyle şansını zorlar, kimi de antidepresanlarla tahammül seviyesini arttırır.

31 Aralık 2014 Çarşamba

Müzik notalarının frekansları nasıl saptanmıştır.

Aslında durum tam tersidir. Önce gamlar oluşmuş sonradan bilimsel yani fiziksel açıklamaları bulunmuştur. Bu konuda çok yazdım ama titreşen bir tel tek bir modda yani frekansta titreşmez. 

Müzik

Öncelikle tel kendisi tam boy olarak titreşir, buna 1. Armonik deriz ki telin ana ve en kuvvetli sesi odur. Telin ikinci modu aynı zamanda ortasından bölünmüş gibi titreşimidir. Bu titreşim daha az duyulsa da oluşur, gitarda 12. Perdenin üstündeki flageolet notaya tekabül eder. Bu durumda frekans iki katına çıkmış, titreşen tel boyutu da yarıya inmiştir. Bu oktav dediğimiz gamın 8. Sesini verir. Aynı tonun bir oktav yükseğidir. Tel aynı zamanda 3'e bölünmüş olarak da titreşir, bu da oktav + beşlidir. Yani eğer La'dan yola çıkarsak akorun ikinci sesi olarak Mi'yi verir. Tel bu durmaz dörde bölünmüş olarak da titreşir, bu durum da ikinci oktavı verir. Aynı tel aynı anda beşe bölünmüş olarak da titreşir ki bu da 2. Oktav + majör 3'lüyü verir. Yani La'dan yola çıkarak önce 5. Ton Mi'yi elde ettik, şimdi de La majörün 3. Tonu Do diyezi elde etmiş oluruz. Telin 6'ya bölünmüş hali ikinci oktav + 5'liyi verir ki bu daha önce elde ettiğimiz Mi sesidir. 7'ye bölünmüş hali akorun küçük yedilisini verir ki bu da La majör akoruna ekleyeceğimiz Sol sesidir. Buraya kadar majör gamlardı. Minör gamlarda olan olay gamın üçlüsünün modüle edilmesi yani diyatonal sistemde yarım ton pesleştirilmesidir ki bu da naturel minörü oluşturur. Bu işlemi 17. Ve 18. Yüzyıllarda kilise resmileştirmiştir. Yine de akraba majör gamlarla minör gamlar da aslında aynı gamlardan çıkarlar. Yani minör gamların tümü de bir telin armoniklerinde mevcuttur. Örnek verecek olursak. Bir Do majör gamı; 
Do Re Mi Fa Sol La Si Do'dur. 

Bu gamı La'dan başlayarak çalarsak tamamen aynı seslerle La minör gamına ulaşırız. 

Do Re Mi Fa Sol La Si Do Re Mi Fa Sol La şeklinde. Aynı seslerden oluşan majör ve minör gamlara akraba gamlar deriz. 
Müzik
Bunlar piyanoda çok daha iyi duyulabilir hatta Bach'ın başlattığı Wohltemperierter Klavier akort şekli piyanolarda akordun tam tonlara değil de çıkrattıkları armonik yoğunluğuna göre yapılmasına neden olur. Diğer tür akort etme düz akorttur ve her tel matematiksel olarak tam olması gereken frekansa akort edilir. Bach'ın sisteminde ise Her tuşun üçlüsü en yoğun armoniği çıkartacak şekilde yani hafifçe kaydırılmış şekilde akort edilir. Sonraları üçlü yerine beşliyle tuşları eşleştiren akort teknikleri de gelişmiştir. 

Bu platformda bu konuda bolca yanıtım var, merak eden, arayan bulur. Kısacası sesler aslında doğal, matematik ve fizikle Pisagor'dan beri aralarındaki ilişki inceleniyor. Varılan kanaat gam seslerinin hemen hepsinin temel sesin armonikleri olduğu. Tabii bundan Bach'ın Wohltemperierung akort şeklini ve Pisagor komasını ayrı tutarsak. Pisagor koması hakkında da bir yanıtım olmalı burada. 

Müzikle kalın

Ölümden sonra yaşam...

Tabii ki vardır.
Eğer gömülürseniz çürür toprak olursunuz, o toprak bitkileri, solucanları besler ve onların hücrelerinde tekrardan hayat bulur. O bitkileri yiyen hayvanı yiyen insanın hücrelerinde bile yeniden can bulmanız mümkündür. Hani diyelim başka bir ülkede öldünüz ve cesedinizin yakılmasını istediniz. O durumda da vücudunuzun çoğu karbondioksite dönüşür ve yine bitki hücrelerinde can bulur. Yaşam derken aynı vücut içinde ya da aynı görünümde ama vücutsuz olarak olandan bahsediyorsanız neredeyse tüm dinlerde o da mevcut. Sanırım sınırlama koyan tek din Budizm. Budizm'de insan ruhunu kemale erdirebildikten sonra gerçekten ölür ve artık Buda olur ve tekrardan yaşamaya devam etmez. Gerçi Budizm'de de yaşam enerjiniz evrenin enerjisine karışıp enerji olarak yaşamaya devam eder. Sonuçta inanana, inanmayana herkes için ölümden sonra yaşam mevcut.

Çevreye duyarlılık nasıl arttırılabilir.

  • Evden işe, işten eve otomobille gidenleri araçlarını paylaşmaya yönlendirebilirsiniz. Mesela bu hafta hafta bölüşülebilir. Bunun için İnternet'de mail grubu, Facebook grubu gibi iletişim kanalları organize edilebilir.
  • Çevreye en zararlı maddelerden bir çoğu ambalaj malzemeleri. Plastik poşet yerine file kullanımını teşvik edebilirsiniz. Hatta bu konuyu büyük süpermarketlerle konuşup belki de filelerin maliyetine verilmesini sağlayabilirsiniz. Bedava olursa kimse alışverişe giderken yanına almaz.
  • Yine ambalaj konusuna gelince açık satılan ürünlerin tüketimini teşvik edebilirsiniz ama hile, hurda, pisliğin diz boyu olduğu yurdumuzda bu tutar mı, sağlıklı olur mu bilemedim.
  • Su ve diğer içeceklerin cam şişelerdekilerinin tercih edilmesini teşvik edici bir kampanya yapabilirsiniz.
  • Evsel atıkların ayrıştırılmasına yönelik kampanyalar yapabilirsiniz. Ayrıştırma kumbaraları ve ayrıştırılmış çöplerin işleme tesislerine taşınmasını organize etmek gerekir tabii ki. Bu durumda belediye ve tesislerden yardım isteyebilirsiniz.