tecavüz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tecavüz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2014 Pazar

14 yaşında 11 kişinin tecavüzüne uğrayan çocuğun avukatının Twitter'da yazdıkları.

1930


Birazdan 11 tane şüphelisinin ve 14 yaşında bir mağdurunun olduğu, içinde uyuşturucu ve tecavüz geçen bir ağır ceza duruşmasına gireceğim,

Bu arada ben mağdur vekiliyim. 14 yaşında 9 kişinin tecavüzüne uğramış ve şimdi korkudan şikayetçi değilim diyen bir çocuğun avukatıyım.

14 yaşındaki kıza zorla uyuşturucu verip bayıltan ve sırayla tecavüz eden bir de bunu videoya çekip paylaşan sanıkların ifadeleri şok edici,

Sırf kız evden kaçıyor ve de sigara içiyor diye nerdeyse tecavüzü mazur gösterecek şekilde savunma yapan avukatlar bile var karşımda,

Kız o kadar korkmuş ki duruşma boyunca elimi bırakmadı, ifade vermek için sanıkların dışarı çıkmasını istedi, olayı anlatırken hep ağladı.

11 sanıktan 5'i tutuklu diğer 6'sı için de tutuklama istedim. Heyet karar için ikinci kez ara verdi. Duruşma 10:30'dan beri devam ediyor.

3,5 saat ve 21 sayfa tutanak sonunda tutukluların tutukluluk hallerinin devamı ile tutuksuz olanların tutuklanmalarına karar verildi.

Sanık yakınları arbede çıkardı, mağdur kıza annesine ve bana saldırmaya kalktı. Polis eşliğinde kaleme sığındık. Disarda kıyamet kopuyor.

14 yaşındaki tecavüz mağduru ve avukatı bana tecavüzcülerin aileleri siz nasıl insanlarsınız diye saldırdı. Asıl siz nasıl insanlarsınız?

Sonuçta ilk celse bile olsa, henüz infaza yönelik hüküm kurulmamış da olsa o 11 tecavüzcü duruşmadan sonra cezaevine gidecek. Bu bile yeter.

Evet suçu ispatlanana kadar herkes masumdur ve burda 14 yaşında bir çocuğa tecavüzden bahsediyoruz. Hem de 11 kişi tarafından. Ne masumiyeti

30 yıllık ömrümün ve 6 yıllık meslek hayatımın en zor saatlerini yaşadım. Avukat olarak sakin olayım dedim ama insan olarak mümkün değil.

Kız birkaç defa evden kaçmış diye sokaklarda başkalarıyla yatıp kalkıp suçu bize yıkmaya çalışıyor, akli dengesi yerinde değil bile dendi.

O tramvayı yaşayan birinin ruhsal durumu elbette yerinde olmaz ama akli dengesi yerinde değil ne demek? Deli diye tecavüz mü edeceksiniz?

Elimi tuttuğunda avuçlarının içi terleyen, titremesine zor mani olduğum ve bana ablacım diyen bir çocuktan bahsediyoruz. Adı üstünde çocuk.

Mağdur çocuk şu an yurtta kalıyor; ama annesi ve küçük kız kardeşi için hayat bundan sonra onunki kadar korunaklı olmayacak maalesef.

Gözümün önünde kadını "seni de kızın gibi yapacağız" diye tehdit ettiler. Onunla ilgili de ayrıca suç duyurusunda bulunuldu elbet.

Tecavüze uğrayan çocuğunun hakkını aradı, suçlulardan şikayetçi oldu diye bir anneyi tehdit etmek hangi insani ölçüte sığabilir?

Sonradan suçsuz oldukları anlaşılırsa diyenler var. Bazı suçlarda aslında en başından her şey apaçık ortadadır, sonradan kamufle edilir.

Bugün bir kez daha anladım ki, hayatta çok gerzekçe şeyleri kendimize dert ediyoruz. İnsanlar ne travmalar atlatıyor, biz neyin derdindeyiz?

Ben öz kızına tecavüz eden baba ile ilgili halasının kıza "babanın yanında yarı çıplak gezip adamı tahrik etmeseydin" dediğini bile duydum.

Sizden ricam burda veya Facebook'ta nick veya foto göstermeden yazılanları paylaşmanız. Korktuğumdan değil meslek kuralları gereği ricamdır.

6 Aralık 2014 Cumartesi

Türkiye'de yasal olmayan ama hemen hemen herkesin yaptığı şeyler nelerdir?

  • Çalışanın maaşını asgari ücretten göstererek vergi kaçırmak.
  • 45 saatlik haftalık çalışma süresine uymamak.
  • Süreyi aşınca çalışana fazla mesai ödememek.
  • Rüşvet almak/vermek.
  • Fatura almayıp/vermeyip KDV'yi kaçırmak.
  • Korsan taksi kullanmak, müstahak aslında 10 liralık yola gitmeyen taksicilere.
  • Korsan müzik, film, oyun, program vb. indirmek, kullanmak.
  • Dream-box alıp bütün kanalları bedava seyretmek.
  • Türkiye'nin çoğuna 8Mbps İnternet satıp 4 bile vermemek. Peki herkes bunu yapmıyor ama bunu alıp sessiz kalıyor.
  • Kadına şiddet göstermek. Ataerkil halkımızın büyük kısmı.
  • Çocuk tecavüzcüleri başta olmak üzere tüm tecavüzcüleri beraat ettirmek. Hakim ve savcılarımız.
  • Her önüne gelene biber gazı sıkmak. Polis milleti ve sözde güvenlik uğruna her türlü özgürlüğünden feragat etmeye hazır halkımız.
  • Milli bayram kutlamalarına izin verilmemesine tepkisiz kalmak. Herkes değil ama %50 bunu destekliyor bile.
  • Toplanan deprem sigortası paralarıyla duble yol yapıp prim yapmak ama depremin vurduğu vatandaşlara yardım etmemek. Vatandaşların da nasıl olsa depremin vurdukları Kürt diye bu tutumu yöreye gönderdiği bayrak ve sopalarla desteklemesi.
  • Suriyeli mültecileri sınavsız üniversiteye almak. Üniversite yönetimlerinin buna tepkisiz kalması. Hiç değilse öğrencilerimizin tümü isyan etmeli, sonuçta bir sürü yatırım ve çalışmayla giriyorlar oralara.
  • Her türlü markanın çakmasını üretmek ve onları satın almak.
Saçlarını sevdik, hele bir de sarışınsa daha çok sevdik
Ağızlarını sevdik, hele bir de şehvetli ve dolgun ise daha çok sevdik. 
Göğüslerini sevdik... 
Bacaklarını sevdik, hele bir de sütun gibiyse bayıldık. 
Kalçalarını sevdik... 
Gerçekten güzel vücutlu ve "çıtırsa" daha çok sevdik... 

Yolda, arabada, televizyonda, internette onlara hep "baktık"
Her yerlerine iyice ve dikkatle baktık. 
Pek iyi görememiş olacağız ki bir daha baktık. 
Bir daha ve bir daha... 
Kadınların her yerlerine baktık ama gözlerine ya hiç bakmadık ya da baktığımızda çok geç olmuştu... 

Biz kadınlara çok dokunduk! Onlar istese de istemese de dokunduk. 
Son yıllarda dini motiflerden güç bulanlarımız oldu. 
Eh! Yozlaşan toplum ve geç gelen hatta hiç gelmeyen adalet olunca da 13-14 yaşındaki çocuklara bile dokunmaya başladık! Sapık damgası yemeyi göze alanlar bile şaşırdı çünkü sapık diye haykıran ne kadar azdı! 

Kadınlara dokunmada dünya sıralamasında üst yerlere geldik... 2009 itibariyle rakamlar oldukça "umut verici!!! "

% 40 ını sürekli dövdük
%45 ine duygusal şiddet uyguladık (küfür, hakaret, küçük düşürme) 
%16 sına zorla sahip olduk (ve olmaya devam ediyoruz) 

Tüm bunlara maruz kalan her 3 kadından biri intihara kalkıştı ama biz hiç oralı olmadık (hem bize ne değil mi? Fener ya da Cimbom maç kaybedince çok üzüldük ama kadınlar söz konusu olunca pek oralı olmadık) 

% 9 una daha masum birer çocukken bile dokunduk. 

Ama onlar hep sustular. Çünkü konuşsalar kimse inanmazdı. "kim bilir neler yaptın ki sana tacizde ya da tecavüzde bulundu amcan ya da komşun" bu da sana ders olsun, türünden tepkiler görecekti. 

Ama bu ders o kadar acıdır ki biz erkekler bilemeyiz. Bizlere sorduklarında %25 imiz "bazı durumlarda kadın dövülür" demeyi doğal bir şey gibi dile getirdik. İslami öğreti yalanları ile kadınları, kız çocuklarını bizlerin kölesi yapmaya başladık ve bu çabalar sonuçlarını vermeye başladı. Artık kadınlar o bildiğiniz kadınlar değil! . 

% 51'i erkekler ile tartışmayı bile "saygısızlık" sanıyor artık. %36'sı kendisi para kazansa bile parasını nasıl harcayacağına karar veremeyeceğine inanmış ya da inanmak zorunda kalmış. % 52'si "erkek kadından sorumludur" diyecek kadar kadınlığını unutmuş ya da unutturulmuş. % 49'u "erkek ne zaman isterse bana sahip olabilir benim itiraz hakkım olamaz" diyecek konuma gelmiş ya da getirilmiş! 

Hal böyleyken kabul edelim biz kadınları kullanmayı çok sevdik. Evde, işte, siyasette, okulda kısacası her yerde... 

Parti kongrelerinde sözde liderler konuşurken arka fonda 3-4 kadın vardı hep. Onlardan vitrin yaptık, imaj yaptık. Başörtülü, normal türbanlı, modern türbanlı ve türbansız... 

Parti çalışmalarında kapı kapı dolaşanlar hep kadınlardı. Koşturan ve çabalayan hep kadınlardı. Miting olduğu zaman onları ön sıralara toplayıp karanfiller attık üzerlerine ve iki lafın birinde anam, bacım edebiyatı yaptık ama "ananıda al git" demek bize daha çok yakıştı! 

"Cennet anaların ayakları altında" diye diye büyütüldük ama anaları hep ayaklarımız altında çiğnedik, ezdik, tepikledik... 

14 şubat sevgililer günü ya da anneler gününde bir kaç saat ara verdik ama sonra yine ezmeye devam ettik. 

İş verirken bile onları hep düşündük! İş yerinde gözümüz gönlümüz açılsın ya da malum niyetler ile bayan eleman aranıyor ilanı vermeyi çok sevdik. 

Bu ülkede kadın olmanın ne kadar zor olduğunu biz erkekler bilemeyiz. Çünkü artık konuşmuyorlar, konuşamıyorlar, konuşturulmuyorlar. 

Dini sömüren ve kullanan karanlık zihniyet kendi kadınlarını yetiştiriyor. Susan, itaat eden ve kaybolmuş kadınlar... Kızlar... Hatta çocuklar... Arada vizyon ya da imaj için ortaya "sürülen" kadınlara bakmayın siz onlar da biliyor "kullanıldıklarını" ama artık düzen kurulmuş. 

Bu ülkenin kurucusu Atatürk 1930'lu yıllarda Türk kadınına dünyadaki birçok çağdaş ülkeden önceden hak ettiği hakları verdiğinde umutlanmıştık. Çünkü o Atatürk'tü ve Kurtuluş Savaşında bebeğinin kundağında mermi taşıyan anayı ya da cephede erkeği ile göğüs göğüse savaşan bacısını unutmamıştı. İhanet edemezdi ve etmemişti de. Ama biz ihanet ettik! Türkiye nereye gidiyor? Diye soruyor herkes birbirine. 

Oysa cevap ne kadar da açık değil mi? Türkiye hızla ve şevkle karanlığa gidiyor. Hatta koşuyor... 

Çünkü kadın yok oluyor, yok ediliyor... 
Benim annem, kız kardeşim, sevgili kızım yok oluyor... 

Kadını yok olan ülkenin gideceği yol bellidir. Karanlık ve onursuz bir gelecek... 

Bu işi planlı yürütenler islami motifler ya da örnekler ile kadının ikinci sınıf konuma gelmesini doğal karşılamamızı bekliyorlar. Bu işe Kuran-ı Kerim'i ortak koşmaları ne acı... Mesela miras hukuku; erkek çocuğa 2 pay, kız çocuğa 1 pay ya da kadının erkeğe itaat etmesini empoze eden garip ayet ya da sureler... Belli ki burada büyük bir istismar var. Çünkü tüm Tanrı'nın kendi yarattığını aşağılaması söz konusu bile olamaz değil mi? Kuran'ı kendi amaçları için yorumlayanlar kadını ikinci plana atmayı çok seviyor olabilir ama biz hiç sevmedik. 

Lütfen artık kadınlara beyinleriniz ve gözlerinizle bakmaya başlayın. 

- *Yazar bilinmemektedir. 

Kadınlar

Biz kadınları hiç sevmedik!

Saçlarını sevdik, hele bir de sarışınsa daha çok sevdik
Ağızlarını sevdik, hele bir de şehvetli ve dolgun ise daha çok sevdik. 
Göğüslerini sevdik... 
Bacaklarını sevdik, hele bir de sütun gibiyse bayıldık. 
Kalçalarını sevdik... 
Gerçekten güzel vücutlu ve "çıtırsa" daha çok sevdik... 

Yolda, arabada, televizyonda, internette onlara hep "baktık"
Her yerlerine iyice ve dikkatle baktık. 
Pek iyi görememiş olacağız ki bir daha baktık. 
Bir daha ve bir daha... 
Kadınların her yerlerine baktık ama gözlerine ya hiç bakmadık ya da baktığımızda çok geç olmuştu... 

Biz kadınlara çok dokunduk! Onlar istese de istemese de dokunduk. 
Son yıllarda dini motiflerden güç bulanlarımız oldu. 
Eh! Yozlaşan toplum ve geç gelen hatta hiç gelmeyen adalet olunca da 13-14 yaşındaki çocuklara bile dokunmaya başladık! Sapık damgası yemeyi göze alanlar bile şaşırdı çünkü sapık diye haykıran ne kadar azdı! 

Kadınlara dokunmada dünya sıralamasında üst yerlere geldik... 2009 itibariyle rakamlar oldukça "umut verici!!! "

% 40 ını sürekli dövdük
%45 ine duygusal şiddet uyguladık (küfür, hakaret, küçük düşürme) 
%16 sına zorla sahip olduk (ve olmaya devam ediyoruz) 

Tüm bunlara maruz kalan her 3 kadından biri intihara kalkıştı ama biz hiç oralı olmadık (hem bize ne değil mi? Fener ya da Cimbom maç kaybedince çok üzüldük ama kadınlar söz konusu olunca pek oralı olmadık) 

% 9 una daha masum birer çocukken bile dokunduk. 

Ama onlar hep sustular. Çünkü konuşsalar kimse inanmazdı. "kim bilir neler yaptın ki sana tacizde ya da tecavüzde bulundu amcan ya da komşun" bu da sana ders olsun, türünden tepkiler görecekti. 

Ama bu ders o kadar acıdır ki biz erkekler bilemeyiz. Bizlere sorduklarında %25 imiz "bazı durumlarda kadın dövülür" demeyi doğal bir şey gibi dile getirdik. İslami öğreti yalanları ile kadınları, kız çocuklarını bizlerin kölesi yapmaya başladık ve bu çabalar sonuçlarını vermeye başladı. Artık kadınlar o bildiğiniz kadınlar değil! . 

% 51'i erkekler ile tartışmayı bile "saygısızlık" sanıyor artık. %36'sı kendisi para kazansa bile parasını nasıl harcayacağına karar veremeyeceğine inanmış ya da inanmak zorunda kalmış. % 52'si "erkek kadından sorumludur" diyecek kadar kadınlığını unutmuş ya da unutturulmuş. % 49'u "erkek ne zaman isterse bana sahip olabilir benim itiraz hakkım olamaz" diyecek konuma gelmiş ya da getirilmiş! 

Hal böyleyken kabul edelim biz kadınları kullanmayı çok sevdik. Evde, işte, siyasette, okulda kısacası her yerde... 

Parti kongrelerinde sözde liderler konuşurken arka fonda 3-4 kadın vardı hep. Onlardan vitrin yaptık, imaj yaptık. Başörtülü, normal türbanlı, modern türbanlı ve türbansız... 

Parti çalışmalarında kapı kapı dolaşanlar hep kadınlardı. Koşturan ve çabalayan hep kadınlardı. Miting olduğu zaman onları ön sıralara toplayıp karanfiller attık üzerlerine ve iki lafın birinde anam, bacım edebiyatı yaptık ama "ananıda al git" demek bize daha çok yakıştı! 

"Cennet anaların ayakları altında" diye diye büyütüldük ama anaları hep ayaklarımız altında çiğnedik, ezdik, tepikledik... 

14 şubat sevgililer günü ya da anneler gününde bir kaç saat ara verdik ama sonra yine ezmeye devam ettik. 

İş verirken bile onları hep düşündük! İş yerinde gözümüz gönlümüz açılsın ya da malum niyetler ile bayan eleman aranıyor ilanı vermeyi çok sevdik. 

Bu ülkede kadın olmanın ne kadar zor olduğunu biz erkekler bilemeyiz. Çünkü artık konuşmuyorlar, konuşamıyorlar, konuşturulmuyorlar. 

Dini sömüren ve kullanan karanlık zihniyet kendi kadınlarını yetiştiriyor. Susan, itaat eden ve kaybolmuş kadınlar... Kızlar... Hatta çocuklar... Arada vizyon ya da imaj için ortaya "sürülen" kadınlara bakmayın siz onlar da biliyor "kullanıldıklarını" ama artık düzen kurulmuş. 

Bu ülkenin kurucusu Atatürk 1930'lu yıllarda Türk kadınına dünyadaki birçok çağdaş ülkeden önceden hak ettiği hakları verdiğinde umutlanmıştık. Çünkü o Atatürk'tü ve Kurtuluş Savaşında bebeğinin kundağında mermi taşıyan anayı ya da cephede erkeği ile göğüs göğüse savaşan bacısını unutmamıştı. İhanet edemezdi ve etmemişti de. Ama biz ihanet ettik! Türkiye nereye gidiyor? Diye soruyor herkes birbirine. 

Oysa cevap ne kadar da açık değil mi? Türkiye hızla ve şevkle karanlığa gidiyor. Hatta koşuyor... 

Çünkü kadın yok oluyor, yok ediliyor... 
Benim annem, kız kardeşim, sevgili kızım yok oluyor... 

Kadını yok olan ülkenin gideceği yol bellidir. Karanlık ve onursuz bir gelecek... 

Bu işi planlı yürütenler islami motifler ya da örnekler ile kadının ikinci sınıf konuma gelmesini doğal karşılamamızı bekliyorlar. Bu işe Kuran-ı Kerim'i ortak koşmaları ne acı... Mesela miras hukuku; erkek çocuğa 2 pay, kız çocuğa 1 pay ya da kadının erkeğe itaat etmesini empoze eden garip ayet ya da sureler... Belli ki burada büyük bir istismar var. Çünkü tüm Tanrı'nın kendi yarattığını aşağılaması söz konusu bile olamaz değil mi? Kuran'ı kendi amaçları için yorumlayanlar kadını ikinci plana atmayı çok seviyor olabilir ama biz hiç sevmedik. 

Lütfen artık kadınlara beyinleriniz ve gözlerinizle bakmaya başlayın. 

- *Yazar bilinmemektedir. 

Kadınlar