türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ocak 2015 Cuma

Nasıl bir Türkiye isterim.

  1. Kültürlerin kaynaşabildiği en azından birbirlerine karşı olmadığı,
  2. Din, dil, renk, ırk ayrımı yapılmayan, bir ateistin ya da Yahudi'nin, Ermeni'nin en az bir Müslüman kadar değerli olduğu,
  3. Yollarının düzgün altyapı ve drenajla yapıldığı, çamur ve birikmiş su deryalarının olmadığı,
  4. Kaldırımlarının 100 yıllık dayanıklılıkta yapıldığı,
  5. Standardize olmuş çağdaş eğitim sistemine sahip yine de çağdaş alternatif eğitim sistemlerine açık bir sisteme sahip,
  6. Bilime, bilgiye saygı duyulan ve onların teşvik edildiği,
  7. Çocuklara tecavüz edilmeyen, onlarla evlenilmeyen,
  8. Kadınlara da aynen tecavüz edilmeyen, dövülmeyen, öldürülmeyen,
  9. Katil, tecavüzcü, orantısız güç kullanıcı, hırsız, soysuz, hortumcu, irticacı, din tüccarı, para sıfırlayıcı, kupon arazi isteyicilerin gereken tesislerde ağırlandığı,
  10. Trafik kurallarına uyulan,
  11. Kırmızı ışıkta çaktırmadan geçilmeyen,
  12. İş güvenliğinin gelişmiş ülke standartlarına uygun olduğu,
  13. Vergi kaçırılmayan ama vergilerin saçma yollar yaparak, kömür vb. dağıtılarak seçim malzemesi yapılmadığı,
  14. Torun Center, Quasar gibi TOKİ gölgesinde kentin cücüğünün yenmeyip oralara park yapıldığı,
  15. Soytarıların belediye başkanlığı yapmadığı,
  16. Valileri yalan söylemediği hatta kavas bile demediği,
  17. MİT tırları, Kızlay ve THY aracılığıyla IŞİD gibi korkunç bir terör örgütüne destek sağlamayan,
  18. Deniz yolunu kullanmak yerine rant hırsıyla 3., 4. Köprülerin yapılmadığı ve bunlarla övünülmediği,
  19. İsteyen herkesin sahte saygınlık devşirmeye yarayan üniformalar hariç her şeyi giyebildiği,
  20. Tüm cadde ve sokaklarında herkesin can, mal, ırz güvenliğinin devletin vahşet güçleri değil de halkın sağduyusu sayesinde sağlandığı,
  21. Hamile kadınların sokakta gezmesinin kınanmadığı,
  22. Okula kızlı erkekli gitmenin bir mahsurunun olmadığı,
  23. Laik olan,
  24. Hastahane ve okulların dini ibadethanelerden çok daha fazla olduğu ve gerçekten toplanan vergiler çarçur edilmeyeceğinden ücretsiz tıbbi ve eğitim hizmetlerinin verildiği,
  25. Cinsel özgürlüğün de olduğu ve sokakta açlıktan kudurmuş gibi gezen magandaların olmadığı,
  26. Öğretmenlerin gerçekten akıllı insanlardan seçildiği ve eğitimin kalitesinin İskandinavya ya da Güney Kore kadar olduğu,
  27. Yatarak para kazanma zihniyetinin devlet güçleriyle önlendiği ve devlettekilerin de bunu yapmadığı,
  28. Tüm devlet mercilerinde siyasi kadrolaşma yerine merciye uygun uzman insanların çalıştığı ve bunların her seçimde değiştirilmediği,
  29. Demokratik hakların özgürce kullanılabildiği, devletin vahşet güçleriyle bastırılmadığı,
  30. Ölen işçilerin cezalandırılmadığı, fıtrat sözcüğünün sözlükten çıktığı,
  31. Yükselen eğitim seviyesiyle bilim yapılan, icatlar yapılan,
  32. Üniversitelerin özerk olduğu ve hükumet tarafından manipule edilmediği,
  33. Yargının da bağımsız olup hükumete bağlanmadığı,
  34. Ordunun da olmayan delillerle hükumet emriyle içeri atılamadığı,
  35. Montaj olmayan kayıtların ortaya çıktıklarında devlet tarafından da montaj değildir olarak ilan edildiği,
  36. Basın toplantılarına tüm basının çağrıldığı,
  37. Hükumetin basın üstüne baskı kurmadığı,
  38. İnternet'in tamamen serbest olduğu,
  39. Sansür denen sözcüğün de sözlükten silindiği,
  40. Bütün bu güzelliklerle artan milli gelirin daha eşit dağıtıldığı,
  41. Kimsenin kanlı kömüre, bozuk makarnaya, 1 gram altına muhtaç olup, onun bunun götünün kılı olmadığı,
  42. Çiftçinin desteklendiği, yerli tohum kullanmasının serbest olduğu, tarım için bile dışarıya bağımlı olunmayan,
  43. Aç çiftçinin kendini aç bırakan hükumeti her seferinde seçmediği,
  44. Herkesin okuma yazma bildiği,
  45. Herkesin istediği dilde özgürce konuşabildiği,
  46. Nüfusu ülke nüfusunun %10'unu geçen halkların dillerinin resmi dil ilan edildiği,
  47. İbadethane yapılacaksa tüm din ve mezheplerin ibadethanelerinin yapılabildiği,
  48. Tüm din ve mezheplerin din eğitimini almanın olanaklı olduğu ama bunların okullarda değil isteyenlerin ibadethanelerinin organizasyonlarında alabildiği,
  49. Camilerde hoparlör değil de geleneksel şekilde müezzinlerin şerefeden ezan okuduğu,
  50. Hiçbir dinin devlet nezdinde de kayrılmadığı,
  51. İnsanların dürüst olduğu, bir anket yapıldığında bizim ülkemizde de insanların %98'inin insanlara güvenilir dediği,
  52. PISA araştırmalarında Meksika'dan sonra sonda ikinci değil de belki ilk onda olan,
  53. İnsanların daha çocuk yaşta spor ve sanat kaabiliyetlerinin değerlendirildiği,
  54. Sanatçıların bıçaklanmadığı, galerilerin basılmadığı, sanata değer veren, sanatçısını koruyan bir halkın yaşadığı,
  55. Elektriğin durup dururken kesilmediği,
  56. Musluktan akan suyun gerçekten içilebilir olduğu,
  57. Eşcinselliğin, biseksüelliğin, travestiliğin hastalık olarak görülmediği, onların da topluma entegre olabildiği,
  58. Her türlü engellinin de desteklendiği, şehirlerin, iş yerlerinin onlara uygun düzenlendiği ve engellilerin de hayata entegre olduğu bir Türkiye sanırım en azından benim için yeteri kadar iyi olurdu.
Yaz yaz bitmez ki, yeni Türkiye ve ileri demokrasi yalanlarını değil düzgün, çağdaş, mutlu bir Türkiye ve gerçek demokrasi istiyorum.

7 Aralık 2014 Pazar

Umut Oran Hitler Almanya'sı ile Erdoğan Türkiye'sini karşılaştırmış.

57

Umut Oran, Hitler'in Nazi Partisi ile #Erdoğan'ın#AKP'sini karşılaştırdı 
Paralel benzerlik
CHP'li vekil, iktidarın uyguladığı politikaların tarihsel izini sürdü. "Demokrasi sadece sandık değildir" diyerek, Naziler ile AKP icraatları arasındaki benzerliği şöyle sıraladı: 

* Eğitim: Naziler karma eğitim sistemini yok etti. AKP de karma eğitime karşı. 

* Kadın: Naziler, kadınların dünyadaki tek görevinin ailelerine bakmak, ev işleriyle uğraşmak ve çocuk doğurmak olduğunu düşünür. AKP'li bakanlar "Ev işleri neyine yetmiyor? " dedi.

*Çocuk: Naziler 3 çocuk kampanyası yapmıştır. Erdoğan da bu kampanyayı Türkiye'de başlattı.

*Seçim rüşveti: Naziler de ekonomik yardımları, oy toplamak için kullanmıştır. 1936 tarihli bir Nazi posterinde şu yaz maktadır: "Hiçbir Alman üşümemeli, Führer size 11,5 milyon metreküp kömür ver! Di. Oyunuzu ona verin... " AKP de kömür yardımları ile oy toplamaya çalışmaktadır.

* Devlet, millet: Naziler'in en önemli sloganı "Ein Volk, ein l Reich, ein Führer" yani "tek halk, tek imparatorluk ve tek lider" dir.
AKP de bu sloganı "Tek millet, tek devlet, tek dil" diye kullanmaktadır.
Naziler'in kullandığı bir diğer slogan "Du bist Deutschland" yani "Sen Almanya'sın"dır. 2011 seçim kampanyasında AKP'nin kullandığı slogan: "Sen Türkiye'sin"

• Demokrasi: Naziler demokrat değil totaliterdir, tek tipçi bir hayat görüşüne sahiptir, farklı yaşam biçimlerine saygıları yoktur. Erdoğan da demokrat değildir.

• Sivil toplum: Naziler iktidar gücüyle sivil toplumu, sermaye örgütlerini, toplumsal muhalefeti baskı altına alır. Yargılayıp hapse atarlar, toplama kampı kurarlar. Erdoğan da muhalif sermaye kuruluşlarına baskınlar yapmaktadır, toplumsal muhalefeti baskı altına almaktadır, hapse atmaktadır. Silivri'de olduğu gibi toplama kampları kurmaktadır.

•İfade özgürlüğü: Naziler fikir ve ifade özgürlüğüne, özgür basına inanmaz. AKP de Türkiye'yi dünyanın en büyük gazeteci tutukevine çevirdi. 

6 Aralık 2014 Cumartesi

Bir kadın evlenmeden önce cinsel ilişkiye girip tecrübe edinmeli midir?


Bana sorarsanız tabii ben en az üç nesildir büyük şehirliyim, köylüler ve kasabalıların adetleri hakkında bir şey söyleyemem ama bizim bile büyük şehirlerimizde bu ilkel tabu yıkılmaya yüz tutmuş durumda. 

Kadın bildiğimiz üzere inatçı bir türdür. Bence bakire alan başına dert de alır. Hatun sürekli onu yapmam, böyle durmam gibi itirazlarda bulunacaktır. Ona istediğinizi öğretmeniz yıllarınızı alacak ve bol bol sinirinize mal olacaktır. Onun yerine erkeğine zevk vermek isteyen ve nasıl zevk vereceğini bilen, tabularından arınmış kendini tamamen teslim edebilen bir kadın tercihim olur. Kaldı ki cinsel ilişki karşılıklı bir eylem olduğundan zevk almasını bilen bir kadın, oram acıdı, buram ağrıdı diyene göre çok daha fazla zevk verir. 

Tabii penisi küçük erkeklerin kadın tarafından küçük görülerek psikolojik hadım edilme korkusunu zaten üstat Freud zamanında oldukça incelemiş. Bu tür erkekler anal fallik dönemlerinde kaldıklarından büyüyemezler tabii penisleri de öyle olur. Tabii ki bu tür kişiler mutlaka bakire kadın isterler ki psikolojileri bozulmasın. Bakire kadın onlar için normal boyutta pipi görmemiş kadın anlamına gelir, onu kolayca kendilerinin normal olduğuna inandırabileceklerini düşünürler. Sonuçta bir çok yurttaşımızın dediği gibi kadın ve erkek eşit değil, kadında cinsel organ küçük olunca makbul olurken erkekte durum tam tersi oluyor. 

Çevrenize bir bakın anal fallik döneminde kalmış bütün erkekler bıyık bırakır ve olduklarından erkeksi görünmeye çalışırlar, alfa olmaya özenen şempanzeler gibi sağa sola yalpalayarak yürürler. Kadına, kıza laf atarlar, uzun saçlı erkeklere gay muamelesi çekerler, evde karılarını döverler hatta bıçaklar öldürürler. Bunların tümünün tek bir sebebi vardır o da 3-5 santimlik farklarıdır. 

Sayın küçük pipili arkadaşlar biliyorum bu satırları okudukça hem hiddetleniyorsunuz hem de içiniz içinizi yiyor. Bence önce psikoloğun yolunu tutun ve sizi beş yaşınızdan beri saplanıp kalmış olduğunuz anal fallik döneminizden bir kere çıkartsın. Ardından da kafanıza sokun ki kadınlar için pipinizin boyutu o kadar da önemli değil. Hele evlendiğinizde pipiye gelene kadar önce cüzdanınıza, ardından yüreğinize bakacaklar. En son pipi geliyor. 

Lütfen saygıdeğer küçük pipili İnploid kardeşlerim "beğenmedim"e içinizde pipi boyutunuza ters orantılı olarak büyümüş olan hiddetinizle değil de pipinizin boyutuyla orantılı bir şiddetle tıklayın, yani hafifçe okşarcasına :)

bkz: küçük penis sendromu : inploid.com/t/bekareti-onemser-misiniz/2...

İyi bir mühendis nasıl olunur

  • Yürümek istediğiniz dalda size işi öğretebilecek insanlarla çalışmak öncelikle şart kanaatimce. Mühendislik, çıraklık, kalfalık ve ustalığı olan bir meslektir.
  • Bol bol araştırmanız, yapılmış projeleri incelemeniz gerekir.
  • Olmazsa olmaz, dalınızla ilgili kodları mutlaka bol bol karıştırmalı, önünüze çıkan formülleri kontrol etmeli ve tabii ki ezberlememelisiniz ama zamanla neyi nerede bulacağınızı bilir hale gelmelisiniz.
  • Her ne kadar çıraklık, kalfalık, ustalık demiş olsam da çözüm arayışlarında öğrendiğinizin dışında aklınıza gelen her türlü yöntemi de denemekten kaçınmamalısınız. Yaratıcılık size kalmış bir şey, teknik şartnameye, kodlara uygun ve sonuçları da kanıtlanmış olduktan sonra bir projeyi çözmek için hangi yöntemleri kullandığınız sizin seçiminiz. Daha kesin bir sonuç bulabileceğiniz bir yöntem gelmişse aklınıza, mutlaka kullanın ve sonuçları karşılaştırın.
  • Sonuçları her zaman kabaca da olsa kontrol etmelisiniz. Burada, yapılmış benzer projeleri ya da kaba hesap yöntemlerini kullanarak mertebeleri kontrol edebilirsiniz.
  • Dalınızla ilgili önemli yazılımları kullanmayı öğrenmelisiniz. Excel'le
    dosttan öte, can dostu olmalısınız.
  • İşinize ait tüm aşamaları pratik yaparak öğrenmelisiniz. Örneğin: Belki hiç çizim yapmayacaksınızdır ama çizimlerin doğruluğunun sorumluluğu sizde olacağından çizimi, onu yapandan daha iyi bilmeniz gerekir. Diğer taraftan işe başlarken elinize çizimler verilecektir. Onları da okuyup doğruluğunu kontrol edip işe öyle başlamalısınız. Sizden önce yapılmış hatalar da işinizi etkileyecek belki de bozacaktır.
  • Fırsat buldukça sahada da bulunup oradaki aşamaları ve problemleri de gözlemlemelisiniz. Sizin başta belirleyeceğiniz yöntemler sonuçta sahadaki işin akışını direkt etkileyecektir.
  • Hiçbir iş mükemmel olmayacaktır ama mükemmellik arayışından da hiçbir zaman vazgeçmemelisiniz. Unutmayın küçücük hatalar bazen işin sonunda felaketler doğurabilir. Başa dönüp tüm işi tekrar yapmak zorunda kalabilirsiniz. Hatta iş bittiğinde girmesi gereken makine bir binaya giremiyor olabilir. Ya da çelik detaylarını çözerken İngiliz anahtarının girmesinin imkansız olduğu bir konum oluşturmuş olabilirsiniz. Bunu ressamınız da oluşturmuş olabilir ama sorumluluğu yine de sizde olacaktır.
  • Bizim işte insan hayatı işin içine girdiğinden sonuçlarınızda mutlaka güvenli tarafta kalmayı unutmayın. En basitinden; hesabınızda 22,4 mm demir çapı çıkarsa o 25 mm'ye yuvarlanmalıdır. Mühendis tabii ki idarenin mali menfaatini gözetir ki zaten bunun için para alır ama önce insan hayatının sağlığını gözetmelidir.
  • Dikkat, özen, yaratıcılık, araştırma, öğrenme ve bol bol çalışmayla iyi bir mühendis olunur.

Türkiye'de yasal olmayan ama hemen hemen herkesin yaptığı şeyler nelerdir?

  • Çalışanın maaşını asgari ücretten göstererek vergi kaçırmak.
  • 45 saatlik haftalık çalışma süresine uymamak.
  • Süreyi aşınca çalışana fazla mesai ödememek.
  • Rüşvet almak/vermek.
  • Fatura almayıp/vermeyip KDV'yi kaçırmak.
  • Korsan taksi kullanmak, müstahak aslında 10 liralık yola gitmeyen taksicilere.
  • Korsan müzik, film, oyun, program vb. indirmek, kullanmak.
  • Dream-box alıp bütün kanalları bedava seyretmek.
  • Türkiye'nin çoğuna 8Mbps İnternet satıp 4 bile vermemek. Peki herkes bunu yapmıyor ama bunu alıp sessiz kalıyor.
  • Kadına şiddet göstermek. Ataerkil halkımızın büyük kısmı.
  • Çocuk tecavüzcüleri başta olmak üzere tüm tecavüzcüleri beraat ettirmek. Hakim ve savcılarımız.
  • Her önüne gelene biber gazı sıkmak. Polis milleti ve sözde güvenlik uğruna her türlü özgürlüğünden feragat etmeye hazır halkımız.
  • Milli bayram kutlamalarına izin verilmemesine tepkisiz kalmak. Herkes değil ama %50 bunu destekliyor bile.
  • Toplanan deprem sigortası paralarıyla duble yol yapıp prim yapmak ama depremin vurduğu vatandaşlara yardım etmemek. Vatandaşların da nasıl olsa depremin vurdukları Kürt diye bu tutumu yöreye gönderdiği bayrak ve sopalarla desteklemesi.
  • Suriyeli mültecileri sınavsız üniversiteye almak. Üniversite yönetimlerinin buna tepkisiz kalması. Hiç değilse öğrencilerimizin tümü isyan etmeli, sonuçta bir sürü yatırım ve çalışmayla giriyorlar oralara.
  • Her türlü markanın çakmasını üretmek ve onları satın almak.

Türkiye'de işsizlik sorunu var mı yoksa insanlar iş mi beğenmiyor?



Tuzla'daki şantiyemiz için İnşaat Mühendisi aranıyor. 1500TL maaş + sigorta + yemek + yol.Diye ilanlar var. Şaka gibi değil mi? Bu adamı gidip sigorta dolandırıcılığı + vergi kaçakçılığından tutuklamak lazım değil mi? Sigorta dedikleri zaten asgari ücret üstünden ayrıca ilana yazılması tamamen abes, çünkü işveren çalışanını sigortalatmak zorunda. 

Uygar bir ülkede bu ilanı veren adama çalışma bakanlığı anında müfettiş gönderir ve burnundan fitil fitil getirirler.

Yemek denilen şey eğer şantiyede ise fena değil ama değilse ne kadar ucuz yerseniz yiyin bir ay yetmeyecek kadar bir Ticket kartı oluyor. Kaldı ki o kartlar belli bir fiyat kategorisinin üstündeki yerlerde geçiyor. 

Esnek çalışma saatleri istiyorlar bir de. Yani esnek deyince sakın "bir gün fazla çalışırım, diğer gün de az" diye düşünmeyin. Yurdum iş terminolojisinde esnek saat demek bir gün çok ertesi gün daha çok çalışma demek. 

Haftada bir gün, şansınız varsa hafta sonunuz oluyor ona da utanmadan "tatil" diyorlar. Şansınız varsa diyorum çünkü gerçekten öyle, her hafta bir gün "tatil" olacak diye bir kural yok. 

Fazla mesai ücreti diye bir şey duymuş bir mühendis arkadaş varsa beri gelsin. Aldığınız "astronomik" maaşın asgarisi resmi olarak bir bankaya kalanı da ya elden ya da başka bir bankaya ödenir. Her ay maaşım ödenecek mi acaba diye strese girersiniz çünkü ayın 10'unda hala hesabınızda bir şey olmadığını görürsünüz. 

Bu şartlar altında eşek bağlasanız dolaba çalışmaz ama bizim insanımız gidip çalışıyor yine de.

Sözüm meclisten dışarı. Memura, öğretmene, öğrenciye "Bekara karı boşamak kolay." hesabı bu işler çok basit geliyor ama gelin görün ki bu ülkenin orta direği sadece onlardan oluşmuyor... Memurlar iflah olmayacaktır ama dershaneler kapandığında öğretmenlerimiz de anlayacaklar ülkenin durumunu. Öğrenciler konuşsunlar şimdilik, onların da okulları bitecek nasıl olsa bir gün.

Projenin çılgınlığı :)

Ülkedeki eğitim anlayışı :)

İneğe tapıyorlar diye güldüğümüz Hintliler dünyanın en büyük yüzen güneş enerjisi santralini yapıyor. Bizimki hala nükleer derdinde!

Güneş enerjisine yatırımlarını artıran Hindistan, çok büyük alan gerektiren enerji santrallerini su üzerine inşa edecek. İlk proje, dünyanın en büyük yüzen santralini yapmak. 

1395

Hindistan, dünyanın en büyük yüzen güneş enerjisi santralini inşa edecek. Batı Bengal eyaletinin başkenti Kalküta'da inşa edilecek 50 MW kapasiteli santral, yerel enerji firması NHPC ile Yenilenebilir Enerji Yüksekokulu'nun işbirliğiyle kurulacak. Maliyetinin 64 ile 72 milyon dolar arasında olması beklenen projede teknik bilgiden yapı malzemelerine ve bütçeye kadar tüm destek Yenilenebilir Enerji Yüksekokulu tarafından karşılanacak. 

Hindistan Yeni ve Yenilenebilir Enerji Bakanlığı'nın bütçesini sağladığı deneme süreci ekim ayında başlayacak ve ilk prototip Kerala nehri üzerinde inşa edilecek. 
Deneme sürecinin ardından güneş panelleri su üzerine yerleştirilmeye başlanacak. Her bir 1 MW üretecek panelin yerleştirilmesinin, 1.18 milyon dolara mâl olması bekleniyor. 
Hindistan, tarım ve orman arazilerini korumak için su üzerinde inşa etmeyi kararlaştırdığı güneş santrallerini, Japonya'da inşa edilen yüzen santrallerin bir benzeri olarak inşa edecek. Alan maliyetini ciddi anlamda düşürmesinin yanı sıra, güneş panelleri üzerini örttükleri suyun buharlaşmasını da önleyecek. 
Hindistan, bugüne kadar yürüttüğü güneş enerjisi projesinde su kanalları üzerinde 1 MW gücünde santraller inşa ediyordu.

kaynak: fizikist.com/haber-dunyanin-en-buyuk-yuz...

Adil din eğitimi nasıl oluyormuş bir bakın.

ABD’de Florida Satanist Kilisesi’nin hazırladığı The Satanic Children’s Big Book of Activities (Satanist Çocuklar İçin Faaliyetler) adlı kitap, Orange bölgesindeki devlet okullarında okutulacak. 

676

Söz konusu girişimde, Hıristiyanların okullara İncil dağıtılması yönündeki talebin ateşleyici olduğu belirtiliyor. Zira ateistlerin, eğitimde eşitlik prensibinden hareketle kendi inançlarına yönelik materyallleri okullara yollama kararı aldıkları vurgulanıyor. 
Satanist Kilisesi’nce yapılan açıklamada, “Çocukların tüm dinleri tanıması gerektiğine inanıyoruz, bu yüzden böyle bir başvuruda bulunduk” dendi. 

Satanist Çocuklar İçin Faaliyetler kitabında Damien adlı bir çocuğun arkadaşlarına pentagram yıldızının nasıl çizildiğini gösterdiği bölümler, boyama sayfaları, bulmacalar ve zekâ testleri dikkat çekiyor. 

Uygar ülke, laik ülke, dine bakış açısı da uygar. Şimdi siz Müslüman olarak gidip okulsa İslamiyet de olsun deseniz onu da kabul edecekler. Bir de bizimkilere bakın... .

En yolsuz ve gelir adaletsizliği olan ülkelerle yarıştığımızda hepsinden berbat çıkıyoruz ki nedense son 12 yılda sondan ikinci sırayı kazanmışız... AKP'ciler size söylüyorum, diğerleri zaten biliyor...

Türkiye, 46 ülke içinde, Rusya'nın ardından servetin en adaletsiz dağıldığı ülke. Ülkedeki toplam servetin % 54,3'ü en zengin %1'in. Gariptir Rusya'da devleti soyan bir diktatör var, yolsuzluk almış başını yürümüş, bizim güllük gülistanlık adaletli ve kalkınmaya yönelik pırıl pırıl bir hükumetimiz varken neden istatistik bizde böyle çıkıyor... Bu istatistikte bir hata olmalı, süper hükumetimize ısrarla oy veren kesim en fakir kesimimiz. Onların bile hayatı süper olmasa, hiçbir şekilde geçim sıkıntısı çekmiyor olmasalar gidip de bu hükumeti defalarca seçmezler. Bütün verileri düşününce en fakir %50'lik kesim gelirin %5'i gibi bir miktar alıyor olmalı, hani kapitalizmdeki denge en zengin %20'nin gelirin %80'ine kalan %80'lik halkınsa gelirin %20'sine sahip olması şeklinde ya. Demek o %5 bile öyle büyük bir paraya denk geliyor ki fakir %50 aldığı paydan çok memnun. Ülkemizin, hükumetimizin, özellikle de verdiği hizmetlerden dolayı sarayda oturup hiç göt değmemiş jetiyle gezen cumhurbaşkanımızın değerini bilmeliyiz. Toplam servetten bu kadar az pay alıp da bu kadar mutlu olan halk ABD'de bile yoktur.
1291

Kapitalizm Nedir?

GELENEKSEL KAPİTALİZM: 
İki ineğiniz var. Birini satıp bir boğa alıyorsunuz. Sürünüz
büyüyor, ekonomi büyüyor. Sürüyü satıp parasıyla emekliye ayrılıyorsunuz. 


AMERİKAN KAPİTALİZMİ: 
İki ineğiniz var. Üç tanesini kendi şirketinize satıyorsunuz,
satın alma için kayın biraderinizin bankasından aldığınız teminat mektubunu
kullanıyorsunuz, ardından bir borç/
özsermaye
kıyası yapıyor ve dört ineğinizi geri almaya çalışırken beş inek için bir vergi
indirimi alarak ineklerinizi geri alıyorsunuz. İneklerin sütü doğruca Cayman
Adalarındaki, 7 ineğin kullanım haklarını sizin şirketinize satacak olan ve
yine sizin firmanızın yönetim kurulundan oluşan gizli bir yönetim kurulu sahibi
bir firmaya gidiyor. Yıllık şirket raporunuz sizin artı bir opsiyonlu olarak 8
ineğiniz olduğunu söylüyor. 9 ineğinizden birini yeni bir ABD başkanı satın
almak için sattığınızda 9 ineğiniz kalıyor. Sonunda boğanızı halka arz
ediyorsunuz. 


AVUSTRALYA KAPİTALİZMİ: 
İki ineğiniz var, birini satıyor diğerini de 4 ineklik süt vermesi
için zorluyorsunuz. Hayvan kuruyup öldüğünde çok şaşırıyorsunuz. 



FRANSIZ KAPİTALİZMİ: 
İki ineğiniz var ama üç olsun istediğiniz için grev yapıyorsunuz. 

JAPON KAPİTALİZMİ: 
İki ineğiniz var. Onları boyut olarak 1/10 ve süt üretimi olarak
20 kat olacak şekilde tekrardan tasarlıyorsunuz. Akıllı inek çizgi filmi
yapıyor kahramana da 
inekmon ismini veriyor, filmi
bütün dünyada satıyorsunuz. 


KANADA KAPİTALİZMİ: 
İki ineğiniz var. Onların Kanada geyiği olduklarını düşünmeye
başlıyorsunuz, aslında öyleler de. Biri Fransızca, diğeri İngilizce konuşuyor.
Biri yeni Kanada’yı yaratmak için savaş verirken diğeri muhalefet yapıyor.
İkisi de çok güzel buz hokeyi oynuyor. 


ALMAN KAPİTALİZMİ: 
İki ineğiniz var. Onları teknik olarak 100 yıl yaşayacak, sadece
ayda bir kere beslenecek ve kendi kendilerini sağabilecek şekilde yeniden
tasarlıyorsunuz. 


İNGİLİZ KAPİTALİZMİ: 
İki ineğiniz var. İkisi de deli. 

İTALYAN KAPİTALİZMİ: 
İki ineğiniz var ama nerede olduklarını bilmiyorsunuz. Öğlen
yemeğine gidiyorsunuz. 


RUS KAPİTALİZMİ: 
İki ineğiniz var. Bir de sayıyorsunuz ki onları, meğer 5 ineğiniz
varmış. Sonra bir daha sayıyorsunuz, bu sefer de 42 ineğiniz olduğunu
görüyorsunuz. Buna inanamayıp tekrar saydığınızda aslında 12 ineğiniz olduğunun
farkına varıyorsunuz. Sonunda saymaktan sıkılıyor ve yenir şişe votka
açıyorsunuz. 


İSVİÇRE KAPİTALİZMİ: 
5000 ineğiniz var ama hiçbiri size ait değil. Sadece onları
depoladığınız için sahiplerinden deli gibi para alıyorsunuz. 



ÇİN KAPİTALİZMİ: 
İki ineğiniz var. 300 kişi onları sağıyor. Ülkenizdeki işsizliğin
sıfır büyükbaş hayvan üretiminin ise çok yüksek olduğunu iddia ediyor ve
ineklerin gerçek sayısını yazan gazetecileri mahkemesiz hapse atıyorsunuz. 


YENİ ZELLANDA KAPİTALİZMİ: 
İki ineğiniz var. Sol taraftaki çok sevimli bir şey…

MADEM O KADAR CAHİLSİNİZ VE BU GÜZEL YAZIYI BEĞENMİYORSUNUZ SİZE ŞİMDİ DE 
TÜRK KAPİTALİZMİNİ ANLATAYIM:
İki ineğiniz var. İkisine de Allah'ın adını vererek deyyub el koyuyor. Sizden almış olduğu kırk ineğini siyah Beluga Havyarıyla doyurabilmek için örtülü ödenekten yetecek kadar milyon alıyor. Yine de ineklerine yetecek parası olmadığını her seçim meydanında avaz avaz bağırarak beyan ediyor, yine mağdur, yine mağdur. İnekleri elinden alındığı için geçim kaynağı yok olan siz oy makinelerine de günlük yarımşar bardak süt veriyor. Sonuçta en kötü seçmen ölü seçmendir. Siz de seçim zamanı meleye meleye gidip yine deyyubu seçiyorsunuz. Çünkü sizden gasp ettiği paranın ufak bir kısmıyla size ralli parkuru gibi engebeli, telmaşa yollar, Avrupa'nın banliyö trenlerinin hızında gidebilen sözde hızlı tren hatları yapıyor.

Siz yok musunuz, siz sonsuz biat eden fanatik deyyubcular. En üzüldüğüm nokta şu ki sonunda deyyub ve çetesi yargı önüne çıkacak ama siz toplumun genetik çöpü, en kaypak tabaka, cahil ve kuş beyinleriyle ülkenin IQ ortalamasını 80'lere çeken vatan hainleri, yargılanmayacaksınız. Yine de toplumsal statü olarak deyyub öncesi döneme düşmenizi özlemle bekliyorum... O yargılandığınızda sizler de layık olduğunuz kümeslerinize geri döneceksiniz...